III. BİLDİRİLER – YAYINLAR

 

1.BİLDİRİLER

 

1.1.Sağlıksız Yapı Stoğunun İyileştirilmesi Sürecinde Kentsel Tasarım: Malzeme, Estetik, Görsellik Öğelerinin Kullanımı

 

4 Mart 2004 tarihli Dünya Gazetesinde yayınlanan ve Şube II. Başkanımız Dr. Pınar Özden tarafından hazırlanan “Sağlıksız Yapı Stoğunun İyileştirilmesi Sürecinde Kentsel Tasarım: Malzeme, Estetik, Görsellik Öğelerinin Kullanımı” konulu makale aşağıda yer almaktadır.

  Giriş:

Bugün ülkemiz kentlerinin en önemli sorunlarının başında sağlıksız yapı stoğu gelmektedir. Türkiye'de kentlerin % 60'ı yasadışı gelişime maruzdur. İstanbul için bu oran % 70'lerdedir. Böylesi bir yasadışı gelişmişliğin yanısıra, ruhsatlı konutların da bir bölümü eskime, köhneme süreçleri içinde sağlıksız bir statüye bürünmüşlerdir. Sağlıksız konut sorununun temelinde, ülkemizde 1950'li yılardan başlayarak süregelen sosyo-ekonomik ve demografik sorunlar yatmaktadır. Buna ilaveten ülkemiz kentlerinde üst ölçekli planların ve hatta üst ölçekli planlama politikalarının bulunmaması, imar aflarına ve ıslah planlarına bağımlı yürüyen yapılaşma geleneği, kentlerimizi bugün bulunduğu noktaya taşımıştır. Bu durumun bir sonucu olarak, ülkemiz kentlerinde bulunan yapıların yarısından fazlasının sağlıksız olduğunu söylemek mümkündür.

Sözkonusu sağlıksız yapılaşma, akla ilk olarak afetlerle mücadeleyi getirmektedir. Oysaki kentlerimizde süregelen bu durum, afetlerle mücadele konusunda kentte yaşayanlar ve kent yönetimlerinin aciz kalmasına neden olmaktadır. İşte bu nedenle, kentlerimizde var olan ve çok büyük ölçeklere ulaşmış olan sağlıksız yapılaşmanın rehabilitasyonu, ivedi bir zorunluluk olarak, yerel yönetimlerin karşısında ele alınmayı beklemektedir. Bu rehabilitasyon sürecinin yasal, yönetsel, ekonomik, teknik gibi farklı boyutlarından söz etmek mümkündür. Ancak bu çalışmada rehabilitasyon sürecinin teknik boyutu ele alınarak, yapı teknolojileri kullanımı ve rehabilitasyon arasındaki ilişkiler irdelenecektir.

Sağlıksız Yapı Stoğunun Türleri:

Kentlerimizde var olan sağlıksız yapı stoğunu belli özelliklerine göre kategorize etmek mümkündür. Bu tür sınıflamada, yapıların yasalara uygunluk durumları, çöküntü-eskime-tahribata uğrama gibi fiziksel kriterleri ve işlevsel eskimişlikleri gibi ölçütler dikkate alınmaktadır. Bu ölçütler doğrultusunda, sağlıksız yapı stoğu aşağıdaki gibi sınıflandırılabilecektir:

•  Yasal olmakla beraber fiziksel eskimeye maruz kalmış yapılar

•  İmar afları-ıslah planları çerçevesinde gelişmiş konutlar

•  Yasadışı sağlıksız yapılar

•  Ruhsatlı olmakla birlikte yasadışı eklentileri olan yapılar

•  Çöküntü sürecine girmiş olan tarihi yapı stoğu

•  Terkedilmiş hizmet-sanayi-depo-antrepo-dok-vb. alanları

•  Yasal Olmakla Beraber Fiziksel Eskimeye Maruz Kalmış Yapılar

Bu yapılar, kentlerin planla gelişmiş alanlarında yeralan, bununla birlikte, zaman içinde, bakımsızlık ve fiziksel koşullar nedeniyle eskimeye maruz kalmış yapılardır. Bu tür yapıların yapım teknolojileri, daha sonraki dönemlerde bir yenileme/ güçlendirme işlemi görmemişlerse oldukça eskidir. Yine de genel itibariyle, yasal – denetimli olmanın getirmiş olduğu bir dayanıklılık bu yapılara hakimdir. Nitekim yaşanan son depremler bu yapılar üzerinde kısıtlı ölçüde hasara yol açmışlardır.

•  İmar Afları-Islah Planları Çerçevesinde Gelişmiş Yapılar

Bu tür yapılar, kentler açısından ıslahı en zor olan türler arasındadır. Bunlar, “yasallaştırılmış” olmakla birlikte, statik koşullar açısından yasadışı konutlardan hiçbir farkı olmayan yapılardır. Ülkemiz kentlerinin önemli bir bölümü, uygulama imar planları yerine ıslah planları ile yapılaşmaya devam etmektedirler.

•  Yasadışı Sağlıksız Yapılar

Özellikle büyük kentlerimizde yoğun olarak bulunan bu tür yapılar, afetler açısından olduğu kadar, kent estetiği ve kentsel kalite açısından da olumsuzluklar taşımaktadır. Bu alanlara gecekondular ve kaçak yapılar (kendi arsası üzerinde veya genellikle kamu arazilerinde) dahildir. Depremlerde en çok hasar gören yapı türü olarak ilk sırada yer almaktadırlar.

•  Ruhsatlı Olmakla Birlikte Yasadışı Eklentileri Olan Yapılar

Kentlerimizin ruhsatlı yapı stoğunun %70'inden fazlası, yasadışı kat ilaveleri, açık çıkmaların kapatılması, çatı arası katlar, kolonların yok edilmesi, projesine aykırı giriş ve bodrum katları, yüksek kottan düzenlenen giriş ve bu düzenlemeden kat kazanma gibi sıkça görülen müdahalelere maruzdur. Bu müdahalelerin her biri, yapının statik gücünü zedeleyen ve afetler karşısında zarar görmesine neden olan uygulamalardır.

•  Çöküntü Sürecine Girmiş Olan Tarihi Yapı Stoğu

Çöküntü süreci içine girmiş olan tarihi yapı stoğu temel sorun alanları arasında birincil derecede öneme sahip alanlardan biridir. Bu tür yapılar zamana ve kullanıma / kullanıcıya bağlı olarak eskime, aşınma, köhneme, değiştirilme gibi nedenlerle çöküntü sürecine girmektedirler. Bu yapılarda aynı zamanda konfor açısından da sorunlar bulunmaktadır. Banyo, wc, mutfak bölümleri değişen zamanla birlikte çağdaş koşulların gerisinde kamıştır. Bu yapılarda altyapı, ısınma, vb. teknik sorunlar da mevcuttur.

•  Terkedilmiş Hizmet-Sanayi-Depo-Antrepo-Dok-Vb. Alanları

Bu tür alanlar ise, zaman içinde önemini ve işlevini yitirmiş, tüketilmiş ve terkedilmiş alanlar olarak kentler için sorun teşkil etmektedirler.

Sağlıksız Yapı Stoğunun İyileştirilmesi

  Kentlerimiz daha önce de belirtildiği gibi sağlıksız gelişmekte, her geçen gün bu gelişim önüne geçilemez bir hal almaktadır. Buna karşılık, kentli nüfusun kentten beklentileri, yaşam biçimleri giderek değişmektedir. Bu değişim çizgisi içinde, kentler, içinde yaşayan kentli nüfusu mutsuz ve verimsiz kılmakta, aidiyet duygusunun gelişmesine olanak tanımamaktadır. Oysa ki Avrupa Birliği'ne giriş süreci içinde dört bir koldan hazırlıklarını sürdüren ülkemizde çağdaş yaşam koşullarını geliştirmek, nüfusun ve özel ihtiyaç gruplarının beklentilerine tam olarak yanıt verebilmek, kentsel estetik ve kentsel kaliteyi yükseltmek temel hedefleri doğrultusunda yapılacak olanlar bellidir. Dönüşüm, kentsel yerleşmelerin var olması, önemini koruması veya bu önemin arttırılması için bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır (Koç, Gül, 2003). Kentlerimizin en hızlı şekilde bir dönüşüm sürecine girmesi gerekmektedir. Kentsel dönüşümün önemli başlıklarından biri de “kentsel iyileştirme”dir.

Kentsel iyileştirme, “bir yerleşim yerinin tümünü ya da bir bölümünü, işlevlerini gereği gibi yerine getirilemez durumdan kurtarmak, özellikle oturulabilirlik niteliklerini yitirmiş ve eskimiş konut alanlarını daha üstün işgörü ölçünlerine kavuşturmak” olarak tanımlanmaktadır (Keleş, 1998). Kentsel alanın özgün niteliğine zarar veren, aykırı tüm oluşumların ayıklanması kentsel iyileştirmenin hedefleri arasındadır (Özden, 2002).

Daha önceki bölümde genel özellikleri itibariyle kategorize edilen sağlıksız yapı stoğunun iyileştirilmesi için üç ölçekli bir onarım prosedüründen söz edilebilir (Tablo 1):

Hafif Onarım

Yapı sorunları olmayan binalar, çatı üstü onarım, cephe onarımı, su tesisatının ve su kullanılan alanların standartlara uygun hale getirilmesi, doğalgaz ve elektrik tesisatı

Orta Ölçekte Yenileme

Sağlam bir yapıya sahip binalar, çatı ve konsolların yeniden yapılması, pencerelerin değiştirilmesi, mutfak, banyo ve tuvaletin yeniden yapılması, iç duvarların tamir edilmesi ve tümüyle yeniden boyanması

Ağır Yenileme

Yapı sorunları olan binalar, temellerin, çatı ve konsolların, duvarların yeniden yapılması, mutfak, banyo ve tuvaletin yeniden yapılması, zeminin kaplanması, iç duvarların tamir edilmesi ve tamamen boyanması

Tablo 1: (Yakar ve Turgut, 2004'ten faydalanılarak düzenlenmiştir)

Bununla birlikte, yukarıdaki sınıflandırmada bir grubu bu rehabilitasyon sürecinden ayrı tutmak gerekmektedir. Bu grup, yasadışı gelişmiş sağlıksız konut alanlarıdır. Bu yapıların ivedi olarak alandan ayıklanmaları en doğru yaklaşımdır. Dolayısıyla burada beş ayrı grup yapı kategorisinden söz edilmektedir.

Kentsel Yapı Kalitesinin Fiziksel Bileşenleri ve Kentsel Tasarım

Sağlıksız yapı stoğunun iyileştirilmesinde malzeme, kalite, estetik, görsellik gibi fiziksel bileşenlerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Her biri kentsel çevre kalitesini yükseltmede birer araç olan bu öğelerin kentsel iyileştirme alanı içindeki harmonizasyonunu, kentsel tasarım sağlamaktadır.

Bu çerçeveden bakıldığında, sağlıksız yapı stoğunun iyileştirilmesinde bir öncelik olarak, “yapım sürecinde kalite bilinci ” (Akıncıtürk, 2004) nin önemine değinmek gerekir. Akıncıtürk, bu bilinci iki temel başlık altında açıklamaktadır:

•  “Yapı Kalitesi: Yapının servis ömrü boyunca, yükler altında dayanımı başta olmak üzere; mimari estetik, fonksiyonellik ve ekonomik olma koşullarını yerine getirebilmesidir”.

•  “Yapı Ömrü: Malzemenin doğru seçimi ve iyi bir işçilikle yerine yerleştirilmesi sağlıklı bir yapı için önemlidir. Yapı ömrüne etki eden faktörler, stabilite ve mukavemet açısından yeterlilik, dayanıklı ve iyi malzeme seçimi, kaliteli işçilik ve zamanla gelen bakım olarak sıralanabilir.

Bu sınıflandırmadan yola çıkarak, sağlıksız yapı stoğunda bu koşullarının hemen hemen hiçbirinin bulunmadığı ve bu stoğun iyileştirilmesinde yapının kalitesini temin edecek ve ömrünü uzatacak koşulları yerine getirmenin, benimsenmesi gereken temel kural olduğu kabul edilebilir.

Bu ön kabul doğrultusunda, kentsel tasarım becerilerini de kullanarak, sağlıksız yapı stoğunun bir yandan mimari, bir yandan statik, diğer yandan da estetik olarak güçlendirilmesi sağlanabilmektedir (Tablo 2).

 

Tablo 2. Kentsel İyileştirmede Yapı Stoğunun Dikkate Alınacak Fiziksel Bileşenleri

Özellikle de tarihi yapı çevrelerinin iyileştirilmesinde görsel bileşenlerin önemini gözardı etmemek gereklidir. Bu tür alanlarda tarihi atmosferi öne çıkaracak, bu atmosferle tezat oluşturmak yerine onu güçlendirecek, besleyecek renk ve malzeme kullanımı tercih edilmelidir. Yeni yapı teknolojilerinin kullanımı da bu ilkeyi zedelemeyecek, destekleyecek çağdaş koruma ilkelerine paralel doğrultuda gerçekleştirilmelidir.

Sonuç Olarak:

Avrupa Birliği'ne giriş süreci içinde olumlu adımlar atmakta olan ülkemizde kentsel dönüşüm bugünün temel başlıklarından biridir. Kentsel dönüşümün özünde, kentsel yaşam kalitesini ve standartlarını yükseltmek yatmaktadır. Kentlerimizin giderek büyümekte olan sağlıksız yapı stoğunun iyileştirilmesi, dönüşümün gerekli kıldığı çabalardan biridir. Bu stoğun iyileştirilmesi ve kentsel çevrenin görsel açıdan çağdaş standartlara kavuşturulması, dönüşümün en önemli fiziksel tabanlı adımıdır. Bu adımın doğru atılmasının ardından, dönüşümün sosyal ve ekonomik tabanlı diğer adımlarına geçmek mümkün olacaktır.

Kaynaklar:

Akıncıtürk N., 2004. Deprem Sonrası Konut Mimarisi Yapısal Değerlendirmesi, Konut Kurultayı, 22-23-24 Mayıs 2002, TMMOB Şehir Plancılar Odası Yay., İstanbul, s.502-518

Keleş R., 1998. Kent Bilim Terimleri Sözlüğü, İmge Kitabevi, Ankara

Koç E., Gül A., Kentsel Dönüşümde İmar Uygulama Araçları, Kentsel Dönüşüm Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 11-12-13 Haziran 2003, TMMOB Şehir Plancılar Odası Yay., İstanbul, s. 280-294

Özden P., 2002. Yasal ve Yönetsel Çerçevesiyle Şehir Yenileme Planlaması ve Uygulaması: Türkiye Örneği, Doktora Tezi, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul

Yakar H., Turgut S., 2004. Kent Merkezinde “Unutulmuş” Olan Konut Alanlarının Yeniden Konut Stoğuna Kazandırılması: Beyoğlu, Konut Kurultayı, 22-23-24 Mayıs 2002, TMMOB Şehir Plancılar Odası Yay., İstanbul, s. 575-594