|
1.3.Büyükşehir Belediye Kanunu Tasarısı / Kanunu Hakkında Görüşlerimiz
1.3.a. Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı ” Hakkında Görüşlerimiz, Nisan 2004
Şube adına hazırlayanlar: Cem Saraçlı, Dr. P. Pınar Özden, Dr. Hülya Yakar, Aytaç Ölkebaş, Ali Rıza Nurhan
1984 yılında yürürlüğü giren 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Yönetimi hakkında kanun yürürlüğü girdikten sonra Büyükşehir Belediyelerinde görev ve yetkilerin, planlama ve koordinasyon yetkisi karmaşası Başbakanlıkça hazırlanan yeni kanun tasarısıyla giderilmeye çalışıldığı görülmüş ve odamızca genel olarak olumlu bulunmuştur. Bununla birlikte, eksik veya hatalı noktaların da bulunduğu, olgunlaşmamış bazı maddelerin tasarıda yer aldığı da görülmektedir. Maddeler incelendiğinde;
Madde 3 ile ilk kademe belediyesi adında belde belediyeleri tanımı yapılmıştır. 3030 sayılı kanundan farklı olarak ilk kademe belediyesi tanımı girmiştir. Ancak, büyük şehirlerimizin başlıca planlama sorunlarının yoğunlaştığı alanlar olan belde belediyelerinin devamının öngörülmesi, odamızca kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.
Madde 4 de Büyükşehir kurmak için gerekli nüfusun 1.000.000 ve Büyükşehir Belediyesi sınırı olarak merkez belediye sınırından 10.000 m. yarıçap içindeki yerleşim yerlerini kapsayacağı belirtilmesi olumlu bir yaklaşımdır. Bu kriterler ile fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınacağı belirtilmiştir. Böylelikle her isteyen il belediyelerin hükümetlere baskı oluşturması engellenebileceği gibi gereksiz israf ve koordinasyonsuzluk önlenecektir. Diğer yandan nüfusu 1.000.000 altındaki Büyükşehirlerin ne olacağı belirtilmemesi bir eksikliktir.
Madde 6 da getirilen yenilikle Büyükşehir sınırlarını bakanlar kurulu kararı ile değiştirme imkanı verilmektedir. Bu durumda İstanbul, Ankara vb. gibi büyük kentlerimizin belediye sınırlarında günün şartlarına uygun değişiklik olabileceği göz önüne alabiliriz.
Büyükşehir Belediyesinin görev yetki ve sorumluluklarının tanımlandığı üçüncü bölümde (Madde 7 ve Geçici Madde 1) planlama konusunda Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, uygulama imar planı ve parselasyon planlarını yapmasına ilişkin süre konulması olumlu bulunulmuştur. Bu anlamda nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde uygulama imar planı ve parselasyon planlarının yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin yerine Büyükşehir Belediyesinin yapacağı belirtilmiş, ama Büyükşehir Belediyesinin bu planları kaç yılda yapması gerektiği konusuna açıklık getirilmemiştir.
Yasa tasarısında Büyükşehirlerin “nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmak veya yaptırmak” yetkisinden söz edilmektedir. İlçe ve ilk kademe belediyelerinin yapacağı uygulama imar planını oluşturabilmek için gerekli olan 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarını Büyükşehirlerin kaç yılda yapacağı belirtilmemiştir. Sadece Geçici Madde 1’de“Büyükşehir belediyeleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde Büyükşehirin 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarını yapar veya yaptırır” denmektedir. Bu maddeye 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının yapım süresi paralelinde süre verilmesi doğru olacak ve her belediye hangi planı, kaç yılda, ne zaman yapması gerektiğini yasa çerçevesinde belirlenmiş olacak ve yasadaki boşluk kalmayacaktır.
Aynı maddede “imar ıslah planlarını aynen veya değiştirilerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek;” Büyükşehir belediyelerinin yetkileri arasındadır denmektedir. Bütüncül bir planlama anlayışı yerleştirmesi beklenen bir yasa tasarısında halen ıslah planı onama düşüncesinin yer alışı kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.
Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı’nda Büyükşehir Belediyesinin, “1/2000 ile 1/50.000 arasındaki her ölçekte nazım imar planını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak” belirtilmiştir. Ayrıca Geçici Madde 1’de, yukarıda da söz edildiği üzere, 1/25000 ölçekli Büyükşehir nazım imar planlarını Büyükşehir Belediyelerince yapılacağı tekrar edilmektedir. Şehircilik ve İmar Kanunu Tasarısı Taslağı’ nda “Alt Bölge Strateji Planları” tanımlanmakta ve bu “planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığını onaylanır” denmektedir. İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısında ise, İl Özel İdaresinin görev ve sorumlulukları arasında “ilin çevre düzeni planı ve belediye sınırları dışındaki alanların imar planlarını görüşmek” bulunmaktadır. Her üç tasarıda “Çevre Düzeni Planları” nın farklı isimlerle tanımlanması, farklı kurumlara yetki verilmesi yasaların birbiriyle çelişmesine neden olmaktadır.
Bu tasarıda nazım imar planlarına altlık oluşturacak güncel halihazır haritaların yapılması ve bu planların üzerinde olması gereken “Şehircilik ve İmar Kanunu Tasarısı Taslağı” nda belirtilen kadastral durum, afet tehlike ve mikrobölgeleme haritaları verilerinin nasıl elde edileceği ve kim tarafından, ne kadar sürede yapılacağı belirtilmemiştir.
Tasarının 7. maddesinde Büyükşehir Belediyeleri ile ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görevleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiş, böylelikle Büyükşehir Belediyesi ile ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasında çıkması muhtemel görev ve yetki çatışması önlenmek istenmiştir. Bu düzenleme ile 3030 sayılı kanunun eksikliğinin giderilmeye çalışılması olumlu bulunulmuştur. Büyükşehir Belediyesinin görev yetki ve sorumlulukları bu kanun tasarısında artırılmış ve yeni görevler verilmiştir. Yeni görevlerden bazıları şunlardır:
Mevcut yasa ve tasarıda yer alan görevler açısından bir karşılaştırma yapıldığında şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır:
Madde 8 de “Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (oda üst kuruluşu bulunan yerlerde üst kuruluşun) temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır” denilmektedir. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına meslek kuruluşlarının davet edilmesi olumlu bulunulmuştur. Ancak Alt Yapı Koordinasyon Merkezi toplantılarına meslek kuruluşlarının temsilcilerinin davet edileceği belirtilmemiştir, bu durum yasa tasarısının eksikliği olarak göze çarpmaktadır.
Madde 10 da “Büyükşehir belediyesi, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin imar uygulamalarını denetlemeye yetkilidir. ……Denetim sonucunda belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkilidir. Büyükşehir belediyesi tarafından belirlenen ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar, gerekli işlem yapılmak üzere ilgili belediyeye bildirilir. Belirlenen imara aykırı uygulama ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmediği takdirde büyükşehir belediyesi, 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42 nci maddelerinde belirtilen yetkilerini doğrudan kullanır. ” denmektedir. 3030 sayılı kanunda büyükşehir belediyesi ile ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasındaki imar yetkilerinin paylaşımı konusunda açıklık bulunmamakta; büyükşehir belediyelerine kaçak yapılaşma ile mücadele konusunda etkin ve uygulanabilir yetkiler de verilmemektedir. Böylelikle 3030 sayılı yasadaki eksiklik giderilmeye çalışılması ve özellikle şehirlerimizdeki kaçak yapılaşmalarla ilgili Büyükşehir Belediyesine de yetki ve sorumluluk verilmesi olumlu bulunulmuştur.
Madde 11 de “Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur” denmektedir. Bu tasarı ile getirilen önemli yeniliklerden birisi de büyükşehir belediye meclisi üyelerinin seçimine ilişkin usulün değiştirilmesidir. 3030 sayılı Kanunda öngörülen ilçe belediye meclisleri üye sayısının beşte biri oranında üyenin büyükşehir belediye meclisini oluşturması şeklindeki sistemden vazgeçilerek, büyükşehir belediye meclislerinin doğrudan seçilen üyelerden oluşması öngörülmektedir. Ayrıca meslek kuruluşlarının görüşlerinin alınmasına imkan verilmesi olumlu bulunulmuştur.
Madde 12 de Büyükşehir belediye meclis toplantılarının, her ay yapılması olumlu bulunulmuştur.
Madde 14 de “İmar ve bayındırlık komisyonu, çevre ve sağlık komisyonu, plan ve bütçe komisyonu, eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu ile ulaşım komisyonunun kurulması zorunludur. Komisyonların çalışma süreleri meclisin toplantı süreleriyle sınırlıdır. Ancak imar komisyonunun çalışmaları süreye tâbi değildir ve kendilerine havale edilen işleri bir ay içinde sonuçlandırır Komisyonlar, kendilerine havale edilen işlerle ilgili raporu, havale gününden itibaren; ertesi ayın ilk toplantısına kadar meclise sunarlar. Komisyon bu sürenin sonunda raporunu meclise sunmadığı takdirde, konu meclis başkanlığı tarafından doğrudan meclis gündemine alınır” denmektedir. Havale edilen işlerin, bir ay içinde sonuçlandırması öngörülerek işlerin aylarca bekletilmesi önlenmeye çalışılması olumlu bulunulmuştur.
Madde 17 de “Büyükşehir belediye başkanı, görevinin devamı süresince, profesyonel spor klüplerinde başkanlık veya yöneticilik yapamaz” denmektedir. Böylelikle belediye kaynaklarının amaç dışında kullanılmasının önüne geçilmek istenmesi olumlu bulunulmuştur.
Madde 20 de “Büyükşehir belediyesi teşkilâtı; genel sekreterlik, daire başkanlıkları ve müdürlüklerden oluşur. Birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi büyükşehir belediye meclisinin kararı ile olur” denmektedir. 3030 sayılı Kanunda öngörülen İçişleri Bakanlığının onayı sisteminden vazgeçilerek Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına paralellik sağlanmak istenmesi olumludur.
Madde 21 de “Büyükşehir belediyesi personeli büyükşehir belediye başkanı tarafından atanır ve ilk toplantıda büyükşehir belediye meclisinin bilgisine sunulur ” denmektedir. İçişlerinin Bakanlığının belirlediği norm kadro sistemine uygun olarak ihdas, iptal ve değiştirilmesi meclis kararı ile yapılacaktır. Yapılan bu değişiklikten sonra büyükşehir belediyelerinin memur ve işçi kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesindeki izin, onay ve vize sistemi sona ermektedir.
Madde 26 de “Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasında hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili ihtilâf çıkması durumunda, büyükşehir belediye meclisi yönlendirici ve düzenleyici kararlar almaya yetkilidir” denmektedir. Böylelikle 3030 sayılı Kanunda ihtilafları çözme konusunda büyükşehir belediye encümenine verilen yetki kaldırılmakta ve büyükşehir belediye meclisine verilmesi olumludur. 3030 sayılı Kanunda belirtilen “ilgili belediye veya belediyelerce derhal uygulanır” hükmünden vazgeçilerek, sadece hizmetlerde koordinasyon ve bütünlüğü sağlayıcı nitelikte olması, ilçe ve ilk kademe belediyeleri açısından mutlaka uyulması zorunlu kararlar olmaması olumlu bulunmuştur.
Ayrıca “Büyükşehir belediyesi, büyükşehir belediye başkanın teklifi ve meclisin kararıyla ilçe ve ilk kademe belediyelerine malî yardım yapabilir. Büyükşehir belediyesi ile bağlı kuruluşları, belediye başkanının onayı ile en geç bir yıl içinde geri ödenmek üzere birbirlerinin nakit ihtiyacını karşılayabilir. Bu şekildeki ödünç vermelerde faiz uygulanmaz” denmektedir. Büyükşehir Belediyesi ile bağlı kuruluşları arasında faizsiz ödünç para verme sistemi getirilerek belediyenin veya bağlı kuruluşunun, kısa süreli nakit ihtiyaçlarını, bir yıl içinde geri ödemek üzere birbirlerinden karşılamaları sağlanmaktadır. Mali açıdan zor durumda olan ilçe ve ilk kademe belediyelerine yardım imkanı verilmektedir.
Sonuç olarak; Başbakanlıkça hazırlanmış olan yeni Büyükşehir Belediye Kanunu Tasarısı henüz yeterli derece olgunlaşmadığı görülmekle birlikte, olumlu birçok düzenleme yapılmıştır. Böylelikle belediyelerimizin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uygunluğu sağlamaya çalışılması ve Avrupa Birliğine giriş sürecinde AB normlarına getirilmesi uygun olmakla birlikte, Türkiye şartlarının göz ardı edilmemesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
1.3.b. Büyükşehir Belediye Kanunu Hakkında Görüşlerimiz
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, ülkemizde mevcut 15 ve kurulması gündeme gelebilecek Büyükşehir belediyelerinin hukuki statüsünü düzenlemek, hizmetlerin planlı programlı, etkin, verimli ve uyum içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hazırlanmış, 10.07.2004 tarihinde TBMM’nce onaylanarak ve resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
İlk bakışta özellikle bazı konularda yönetmelik detayında açıklamalar getirirken bazı konulara da hiç açıklık getirilmemiş olduğu gözlenmektedir. Odamız Hukuk Komisyonunca daha önce yapılan incelememizde; Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı başta olmak üzere, Mahalli İdareler Kanunu, İl Özel İdareleri Kanunu, Belediye Kanunu ve Şehircilik ve İmar Kanunu bir sistem bütünlüğü içerisinde olmaları gerekliliği göz önünde bulundurularak karşılaştırılmalı olarak incelenmiş ve tespit edilen hususlar kamuoyu ve TBMM üyelerine duyurulmuştu. Taslağın, Büyükşehir Belediyelerinin yönetimi, mali ve idari yapısı, görev tanımları açısından neredeyse yönetmelik detayında hazırlanmış maddeler içermesine rağmen planlama açısından oldukça yetersiz ve muğlak ifadeler taşıması büyük bir eksiklik olarak duyurumuzda ifade edilmiştir. Zira İmar Kanunu mevcut halini korurken yapılan “İdari Reform”un, planlama ve kentleşme sorunlarını çözmesini beklemek doğru sonuca ulaşmayı engelleyecektir. Daha da kötüsü kanunun kabulü sırasında kimi maddelerinin de oylama sırasında verilen önergelerle farklılaşması bazı dengesizlikleri de beraberinde getirmiştir.
Örneğin komisyon raporlarında 1 milyon olan nüfus kriteri oylama esnasında 750 bin’e düşürülmüştür. Bunun yanında 1/50.000 ölçekli nazım plan yetkisi 1/25.000 ölçekle sınırlandırılmış ve “Çevre Düzeni Nazım İmar Planına uygun olmak kaydıyla” ibaresi kanuna eklenmiştir…
Meclis Genel Kurulu’ndan çıktığı hali ile ele alındığında ülke yönetiminde “Yerel Kalkınma Hamlesi” paralelinde demokratikleşme hedefi ile Büyükşehir Belediyelerinin “İlçe ve İlk Kademe Belediyeleri” üzerindeki yetkileri bir çelişki olarak göze çarpmaktadır. Ancak yerel yönetim modelleri açısından da bakılacak olursa özellikle Büyükşehirlerde böyle bir denetim ve eşgüdümün gerekliliği kaçınılmazdır.
Maddeler bazında incelendiğinde komisyonumuzca tespit edilen ve aksaklık ve çelişkilere sebep olacağı düşünülen hususlar ise şöyledir:
- 4. Maddede belirtilen Büyükşehir olabilme kriterleri bilimsellikten uzaktır. Yalnızca nüfus ve yerleşmeler arası uzaklık somut ölçütlere bağlanarak tanımlanmıştır. Oysa sadece nüfus ve yerleşmeler arası uzaklık kriterlerinin tek başına yeterli olmadığı, bu yerleşmeler arasındaki ilişkilerin büyük önem taşıdığı göz ardı edilmiştir. Bir yerleşmeyi Büyükşehir sayabilmek için, -her ne kadar söz edilmiş ise de belli ölçütlere bağlanmamış olan- sosyal ve ekonomik göstergelerin daha önemli seçim kriterleri oldukları göz ardı edilmiştir. Yine aynı maddede Büyükşehir Belediyesi olabilme şartı, kanuna bağlanarak bilimsel kriterler ışığında ve gereklilik hali dışında siyasi bir karar haline getirilmiştir.
- 5. maddede verilen ilk tanımda anlaşılması güç ifadeler yer almaktadır. İlçe belediyelerinin sınırları için Büyükşehir belediyesi içinde kalan kısımların sınırları baz alınırken ve Büyükşehir belediyesi sınırları dışında kalan yerleşme parçaları konusunda bir belirsizlik doğururken, ilk kademe belediyeleri için Büyükşehir belediye sınırları dışında belediye sınırı olmayacağı belirtilmektedir.
- 7. madde ile 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki ölçeklerde Nazım Planı yapma görevinin Büyükşehir Belediyesine verilmiş olduğu görülmektedir. Aynı şekilde, Kanunun Geçici 1. maddesinde de kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 2 yıl içinde 1/25.000 ölçekli Nazım Planlarını yaptırma zorunluluğundan söz edilmektedir. Bununla birlikte, nazım planlarını 2 yıl içinde tamamlamamanın bir müeyyidesi kanunda yer almamaktadır. Kanunda, 1/ 25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları ile 1/25.000 ölçekli Nazım Plan kavramlarını içerik açısından tam olarak birbirinden ayıran bir tanımlama yer almamaktadır ve bu durum, yetki ve yürütme konusunda çelişkilere yol açmaktadır. İl Özel İdareleri Kanununda, Büyükşehir Belediyeleri Kanununda ve Şehircilik ve İmar Kanunu Taslağında bu konuda farklı tanımlamalar ve farklı onama kurumları göze çarpmaktadır. Sadece Çevre Koruma Bölgelerinde planların her ölçekte yapılmasına yönelik çıkarılan bir yasa maddesi ile karmaşaya düşen bu konuda henüz bir uzlaşmaya gidilememiş olması Türk planlama ve yasama çevreleri için bir kabul edilemez bir tutumdur. Özellikle Büyükşehirlerde bu görevin Büyükşehir Belediyelerine bırakılması ve bu planların denetimlerinin gerekli mercilerce yapılmasını sağlayacak bir planlama sistemine acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Zira yerinden yönetim ilkelerinin hayata geçirilmeye çalışıldığı bir ortamda yerleşmenin kaderini tayin eden Çevre Düzeni Planlarının merkezde kapalı kapılar ardında yapılıyor olması muğlak bir durum arz etmektedir. Ayrıca, Kanunda, Büyükşehir belediyelerinin, “nazım planın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapma yetkisinden söz edilmektedir. İlçe ve ilk kademe belediyelerinin yapacağı uygulama imar planını hazırlamak için gerekli olan nazım planın, 1/ 25.000 ölçek dışındaki ölçekler için süresi belirli değildir. Örneğin Büyükşehir belediyesi, nazım planını 1/ 5.000 ölçekli yapmak istiyorsa, bu ölçeğe ilişkin bir süre verilmemiştir. Bu durum, Büyükşehir belediyelerinin 1/25.000’in altında nazım plan yapma yükümlülüğünü keyfiyete bırakırken, ilçe ve ilk kademe belediyelerini de plansızlığa sürükleyebilecektir. Yine aynı maddede yer alan “büyükşehir içindeki belediyelerin imar ıslah planlarını onaylama” yetkisi, kentlerimizde süregelen ve bir nev’i kangrene dönüşen ıslah planlı yerleşmeler sorununun devam etmesine yol açacaktır.
Aynı maddenin son bendinde Organize Sanayi Bölgeleri’nin kapsam dışında tutulması ise kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bu bend ile, diğer yasalarda da sıkça yaşandığı gibi yine sistem içerisinde kara delikler oluşturularak denetim dışı, imtiyazlı alanlar oluşturulmaktadır.
- Belediyeye B.İ.T. kurma hakkı veren 26. madde ve gelirlerinin tanımlandığı 23. madde, Devleti küçülterek kamuda yolsuzluğu ve atıl kapasiteyi yok etmenin tartışıldığı günümüzde belediyelerin iktisadi teşebbüslerle adeta dev holding tekelleri haline getirecek maddeler olarak göze çarpmaktadır. Özellikle Belediye üst düzey yöneticilerinin bu kuruluşlarda görev alabilmelerinin önünün açılmış olması ve bu şirketlerin 2886 sayılı yasadan muaf tutulması buraların denetimsiz işletmelere dönüşmesine yol açacaktır. Yerel Kalkınma Hamlesinden ortaya çıkan sonuç şudur ki; bu güne dek Ankara’da yaşananlar Büyükşehir Belediyeleri ölçeğinde sürecektir.
- Geçici 2. maddeye göre İstanbul ve Kocaeli için Büyükşehir Belediye sınırının mülki sınırlar olarak belirlenmesi, planlama ve denetim açısından doğru bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, gözden kaçırılmaması gereken bir nokta bulunmaktadır. Yeni düzenleme Valilik ve Belediyenin görev sınırlarını çakıştırmaktadır. Özellikle afet yönetimi ve planlaması açısından bir yetki çatışmasının ortaya çıkması olasıdır. Zira bu kanunda ve bir çok kanunda “İl Düzeyinde Afet Planları” ibaresi yer almaktadır. Afet Planının birden fazla yapılması aynı iş için birden fazla grubun birbirinden bağımsız çalıştığı izlenimi doğurmaktadır. Oysa afet planlarında birden fazla durum için birlikte yapılması gerekenler önceden tespit edilmelidir. Yani Afet Planı bir tane olmalıdır. Birden fazla kurumun birden fazla afet planı yapması gibi bir durumun engellenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, aynı maddede diğer büyükşehir belediyelerinin sınırlarının tespiti için belirlenen “mevcut valilik binası merkez kabul edilmek suretiyle“ yarıçap hesabı kriteri, planlama anlayışının hiçbir basamağında yer bulamayacak bir düzenlemedir.
Genel Bir bakışla kanun, Reform niteliği taşımaktan çok Belediyelerin bu güne kadar önünü tıkayan kimi hususların giderildiği bir revizyon niteliği taşımaktadır. Yerelleşmeyi Büyükşehir Belediyesi seviyesinde sınırlandıran, sadece görüş alma seviyesinde katılım sağlayan, büyük kentlerimizin giderek çözümsüz hale gelen sorunlarına çözüm arayan bir içeriğe sahiptir. Ancak tüm bu araçların doğru şekilde kullanılması ile hedefe ulaşılacağı ve toplumun her kesiminin desteğinin ve katılımının gerekeceği unutulmamalıdır. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||