2.4. Haydarpaşa Garı Ve Çevresinde Yapılması Planlanan Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Limanı’na Yönelik Görüşlerimiz

 

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Plan İnceleme Kurulu

 

Haydarpaşa Garı ve çevresindeki yaklaşık 1.000.000 m2’yi kapsayan alan “Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Limanı” olarak planlanmış olup Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca  onaylanma aşamasındadır. Yap-işlet-devret modeli ile yatırımcılara 49 yıllığına kiralanacak olan alan ile ilgili olarak hazırlanan ve  7 tepeli İstanbul’u simgeleyecek unsurlarla donatıldığı belirtilen projede; 7 gökdelen, 7 adet 5 yıldızlı otel, spor ve eğlence merkezleri, konferans salonları, rezidanslar ve yat limanları yer almaktadır.

 

Halen Haydarpaşa Garı ve devamındaki kullanımların yer aldığı alanda sözkonusu projeyi gerçekleştirmek amacıyla; 17.09.2004 tarihli ve 5234 sayılı kanunun geçici 5. maddesi ile düzenleme getirilmiştir. Bu kanun maddesine göre “ Mülkiyeti Hazineye ait İstanbul İli, Üsküdar İlçesi, Selimiye ve İhsaniye mahallelerinde bulunan ve Haydarpaşa Limanı olarak kullanılan taşınmazları, üzerindeki muhdesatı ile birlikte ödenmiş sermayesine ilave edilmek üzere, Ulaştırma Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bedelsiz olarak devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

 

Bu taşınmaz mallarla ilgili olarak imar mevzuatındaki kısıtlamalar ile plân ve parselasyon işlemlerindeki askı, ilân ve itirazlara dair sürelere ilişkin hükümlere tâbi olmaksızın, her ölçekteki imar plânını yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye, re’sen onaylamaya ve her türlü ruhsatı vermeye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkilidir. Plân hazırlama ve onaylama işlemleri Bayındırlık ve İskân Bakanlığının uygun görülen birimince, ruhsat ve plân uygulama işlemleri ise Bayındırlık ve İskân Bakanlığı il teşkilatınca yerine getirilir. Kesinleşen plânlar ilgili belediyelere tebliğ edilir. Bu plânların uygulanması zorunludur.

 

Bu maddenin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye ve Ulaştırma Bakanlıkları, ikinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ise Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkilidir. “   denmektedir.

 

5234 sayılı kanunun geçici 5. maddesi incelendiğinde;   İmar Mevzuatı’nın tamamen devre dışı bırakıldığı; plan proje ve düzenlemeleri ile İmar Kanunu, Büyükşehir Belediyeler Kanunu, Belediye Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Kıyı Kanunu gibi yasaların yanısıra, Anayasanın 10., 43. ve 125. maddelerine de   aykırı olduğu görülmektedir.

 

Bu kanun maddesine dayanılarak hazırlanan “Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvazör Limanı Nazım İmar Planı Teklifi”, kent makroformunu, siluet ve vizyonunu doğrudan etkileyecek niteliktedir. Dolayısıyla; ulaşım, altyapı, kara ve deniz trafiği, merkezi iş alanlarının konumlanması, kentin önemli siluet alanları, kentsel gelişme aks ve yönlerini etkilemesi nedeniyle bütüncül bir planlama anlayışı içinde ele alınması gerekmektedir. Oysa tamamen noktasal kararlarla, çevre verileri ve kentsel ilişkileri gözönünde tutulmadan İstanbul kent bütününden kopuk olarak hazırlanmıştır.

 

Plan teknik açıdan ele alındığında;

  • Proje alanının çoğunluğunun yerleşime uygun olmayan alanda kaldığı ve detaylı jeolojik etüd raporunun olmadığı,

  • ÇED Raporunun gerekliliğinden bahsedilmediği,

  • Böylesi büyük ve konu açısından kapsamlı bir proje çalışması için analitik çalışmaların yapılmamış olduğu,

  • İmar planı değişikliği tekliflerinin imar planı çizim ve sunumu açısından imar planı yapım yönetmelik standartlarına uygun olmadığı,

  • Altlık halihazır haritalarının onaylı olmadığı, kıyı kenar çizgisinin tam olarak işlenmediği,

  • Nazım Plan Açıklama Raporu’nda belirtilen, öngörülen fonksiyonların imar planlarında nasıl yer aldığının belirtilmediği ve bu nedenle anlaşılır olmadığı,

  • Plan notları ile plan kararları arasında çelişkiler bulunduğu,

  • Kıyı kanununa aykırı olarak  kıyının kamu kullanımını engelleyecek şekilde tasarlanarak yeni marina ve dolgu alanı önerilerinin getirildiği,

  • Mevcut ulaşım sistemleri ile entegrasyonun sağlanmadığı ve çevre verilerinin dikkate alınmadığı ve 240 bin kişiye iş imkanı sağlayan projede “bölgeye ilave trafik getirmeyecek çözümler aranmıştır” denmekle beraber bunun dayandığı ulaşım raporu ve etüdü bulunmadığı, teklif plan kararları ile getirilen nüfus yoğunluğu ve ulaşım taleplerini karşılayacak değerlendirme ve çözümleri içeren ulaşım planı ve etüdlerinin yapılmadığı,

  • H (yükseklik) serbest yapılaşmanın tanımlanarak projenin üçüncü boyutunun belirsiz ve daha sonra yapılabilecek müdahalelere ve kentsel karakteri bozacak risklere açık olduğu,

  • İstanbul’da en yüksek yapı kullanım değeri olan 3 emsalin yapılaşma katsayısı olarak verildiği ve tüm alanın kullanılmak istendiği, büyük bir bölümü yerleşime uygun olmayan alana yüksek yapı ve nüfus yoğunluğu sonucunu doğuracak binalar ve 7 adet gökdelen kararının getirildiği ve kentsel siluetin olumsuz etkileneceği,

  • “Mülkiyet sınırı içinde bina yerleştirilirken bu alanlar dışındaki park, oyun alanı, spor alanı, yol vb. sosyal donatı alanlarının kamuya terk edilmeyeceği,” plan notunun tanımlandığı,

  • 1/1000 Uygulama İmar Planı değişikliği teklifinin lejant, plan notu ve plan açıklama raporunun bulunmadığı, hukuken ve teknik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,

  • Paftalar arasında uyumsuzluklar olduğu kiminde E:2.5 iken kiminde E:3.0 olduğu,

  • Dünya Ticaret Merkezi olarak planlanan alanın üzerine TCDD yazılarak çelişkj yaratıldığı,

  • Bölgede nüfus ve araç artışı olacakken önemli caddelerin sürekliliğinin olmadığı, görülmektedir.

Projede teknik olarak görülen bu olumsuzlukların yanısıra; Tarihi Haydarpaşa Gar Binası’nın yapıldığı son Osmanlı Dönemi’nde oluşmuş ve yüksek su kesimli gemilerin yanaşmasına müsait olarak inşa edilmiş tarihi rıhtım ve mendirek hatlarının etrafında çok derin ve teknik açıdan uygulanması çok zor ve yüksek maliyetli dolgu ve düzenlemeleri içermesi bu dolgu alanlarının mendirek ve kıyı arasında halen varolan derin deniz alanını kapatarak kıyı ekolojisinde tehlike olabilecek ve Kadıköy Körfezi kirliliğini arttırabilecek düzeyde olması kaçınılmaz olacaktır.

 

Ayrıca; bölge ile ilgili olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce 2001 yılında yapılan “Kadıköy Meydanı-Haydarpaşa-Harem ve Yakın Çevresi Kentsel Tasarım Proje Yarışması” sonucunda hazırlanan projeler bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu projelerde bir kenara itilmiş ve dikkate alınmamıştır.

 

Sonuçta yukarıda kısaca tanımlanan olumsuzluk ve belirsizlikleri içeren proje hayata geçirildiği taktirde;

 

  • Kültürel değerlerimizin ve kamu kullanımları açısından önem arz eden alanların kaybedilmesi ile karşı karşıya kalınacaktır.

  • Anadolu Yakası’nın siluetini oluşturan Selimiye Kışlası, Marmara Üniversitesi vb tarihi binalar bu proje ile görünmez olacak ve siluet tamamen değişecektir.

  • Yok olan kültür ve tabiat varlıklarımıza bir yenisi daha eklenecektir ki; bir bakıma Haydarpaşa Garı Anadolu’nun İstanbul’a açılan kapısı niteliğinde olup kültürel ve simgesel değerleri ile tüm İstanbullulara ve gelecek kuşaklara mal olması gereken bir kimlik öğesidir. Bir yandan da Haydarpaşa Garı hem şehirlerarası hem şehiriçi ulaşımda önemli bir aktarma noktasıdır. UKOME’nin gündeme getirdiği ulaşım projeleri bağlamında Haydarpaşa Garı’nın işlevinin Söğütlüçeşme İstasyonu’na aktarılması ve Marmaray Tüpgeçişiyle karşıya bağlanması öngörülmektedir. Harem limanının işlevi yitirdiği ve taşınması konuları gündemdedir.

Bu konu bağlamında; Haydarpaşa Garı, müştemilatları ve gerisindeki değerlendirmeye açık taşınmazlar ile liman bölgesi dahil bu alanın ciddi, verimli ve getirisi olan bir düzenlemeye ve dönüşüme tabi tutulması gerekmektedir.

 

Ancak; sözkonusu proje ile böyle bir alanın dönüşümünde gözönünde bulundurulması gereken kamu alanının kamu yararına düzenlenerek kullanılması ilkesi gözardı edilmektedir.