2.1.b. Tarihi Yarımada Planları ile İlgili Şubemizce Oluşturulan Rapor

 

3194 Sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesi uyarınca Belediye Meclisi tarafından onanarak 27.05.2005 tarihinde askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada (Eminönü – Fatih) Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları hakkında Odamız bünyesinde Ahmet Turgut, Aron Angel, Aydan Uğur, Ebru Anse, Erhan Demirdizen, Orhan Demir, Kubilay Salihvatandaş, İlknur Karakaş’ın katılımıyla oluşan çalışma grubunca inceleme yapılmış; bu çerçevede aşağıda yer alan tespit, görüş ve önerilerimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve Eminönü Belediyesi’ne iletilmiştir.

 

“Öncelikle belirtmek gerekir ki, Tarihi Yarımadanın uzun yıllardır fiilen plansız kalması, İstanbul’un korunması ve planlı gelişmesi stratejileri açısından ciddi zararlara yol açmıştır. Askı süresi devam etmekte olan söz konusu planların öncelikle bu çerçevede değerlendirilmesi yerinde olacaktır.

 

Bugün askıda bulunan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planlarının üretim süreci, İstanbul Büyükşehir Belediyesince oluşturulan planlama ekibince büyük hassasiyet, çok detaylı araştırma ve envanter çalışmaları sonucunda ülkemiz planlama sürecinde örnek gösterilecek bir analitik etüt ile başlatılmıştır. Ayrıca plan raporunda, bütün ilgili kesimlerin belirttikleri gibi, analitik etüt verileri doğrultusunda hassasiyetle hazırlanmıştır. Bu bakımdan plana emek veren bütün değerli meslektaşlarımız haklı bir övgünün muhatabıdır.

 

Tarihi Yarımada, İstanbul’un ilk yerleşim alanıdır ve çeşitli uygarlıkların izlerini taşımaktadır. Bu yönüyle yoğun bir koruma konusudur. Ancak bir yandan da geçmişteki çeşitli plan kararları ve uygulamalar nedeniyle İstanbul metropoliten alanının merkezi iş alanı haline de gelmiştir. Bu yönüyle de, kent bütününden bağımsız olarak planlanmasına imkan bulunmamaktadır. Tarihi Yarımadanın bu iki niteliğinin üst üste çakışması, buradaki planlama çalışmasını da daha karmaşık bir duruma getirmektedir.

 

Tarihi Yarımada Planlarına, “koruma” ve “metropoliten merkezin dönüşümü” boyutlarıyla baktığımızda, bu karmaşık durumun izlerini fazlasıyla görmek mümkündür. Bu çerçevede, Tarihi Yarımadanın gelecek perspektifi ve hedeflere ulaşmak açısından önemli fonksiyonlarda radikal kararların alınamamış olması önemlidir. Bu konuda, çizili plan paftalarındaki fonksiyon kararları ile yazılı plan notları arasında önemli farklılıklar oluşmuş; planın bazı stratejik önceliğe sahip hedefleri plan notlarında belirtildiği halde plan paftalarına aktarılamamıştır. Bu noktada, nüfus çeken, yan sektörler doğuran ve yolculuk üreten önemli kamu kullanımlarının (feribot iskelesi, hastaneler, vb) kaldırılması konusunda ya tarif yapılamamış ya da net hükümler oluşturulamamıştır. Dolayısıyla, “koruma” yönünde alınan cesur kararların, “koruma amaçlı” olarak “metropoliten merkezin dönüşümü” kararlarına da yansıtılmasının mümkün olamadığı görülmektedir.

 

Planların “arazi kullanımı” anlamında dönüşüm kararları getirdiği gözlenmektedir. Gedikpaşa ve Laleli’deki kullanım değişikliklerinden söz etmek bu çerçevede anlamlı olacaktır. Laleli bölgesinde mevcut otel yapılarının ve dolayısıyla konaklama kullanımının planda önerilen konut fonksiyonuna nasıl dönüşeceğinin hüküm ve koşulları tanımlanamamıştır.

 

 “Koruma” hedeflerine yönelik olarak, kamulaştırma öngörülmesi, silüeti bozan katların kaldırılması, nüfus azaltıcı kararların getirilmesi, Planların başarılı yönleri olarak değerlendirilmektedir. Ancak, nüfus azaltma kararına ilişkin yeterli uygulama araçlarının tarif edilememiş olması da Planların önemli bir eksikliği olarak kalmıştır.

 

Planda belirlenen koruma bölgelerinde kentsel tasarım projelerine yapılan göndermeler teknik ve hukuki yönden zorlukların yaşanmasına neden olabilecektir. Çünkü ilgili mevzuatımızda (İmar Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Büyükşehir Belediye Kanunu, Belediye Kanunu gibi) kentsel tasarım projelerinin içeriği yeterince tanımlanamadığı ve yasal bağlayıcı hükümler içermediği için uygulamada hukuki açmazlar ve sıkça ortaya çıkacak plan değişiklikleri süreci yaşanabilecektir. Bu noktada 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planları açısından hukuki açmazlar oluşabilecek ve bu planlardaki kütle etüdü çözümleri avantaj ya da dezavantajlar getirebilecektir.

 

Planın koruma boyutundaki önemli bir risk tescili önerilen yapılara ilişkindir. Tescili önerilen yapılar plan bütününde değerlendirildiğinden ileride sorunlarla karşılaşılabilecektir. Bu nedenle, tescili önerilen yapıların ayrı ayrı değerlendirilmesi, 2863 sayılı yasa ve yönetmelikler bağlamında karar alınmasının sağlanması, Tarihi Yarımada envanter araştırmasının sağlıklı bir sonuçla hedefe ulaşmasını sağlayacaktır.”