|
1.7.Kültür
ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu İle Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Hakkında Görüşlerimiz
Şube
Adına Hazırlayan: Dr. Pınar ÖZDEN
14.07.2004
tarihinde kabul olunup yürürlüğe giren 5226
sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, planlama açısından bazı
düzenlemeleri de beraberinde getirmiştir.
Belli
bir aşamasından itibaren ilgili meslek odalarının görüşlerini sunma fırsatı
buldukları yasa hazırlık sürecinin ardından, yürürlüğe giren Kanun’un
ana fikrinde, “yasaklama” dan ziyade bir “kaynak sağlama ve
planlama” düşüncesi yatmaktadır.
Bu
çerçevede yasaya ilişkin değerlendirmeleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:
-
8
numaralı alt bende Koruma Amaçlı İmar Planı’na oldukça geniş
kapsamlı bir tanım getirildiği görülmektedir. Bu tanım, korumanın yanı
sıra, yenileme uygulamalarını da içinde alan, fiziksel bir uygulama
olmanın da ötesinde sosyal ve ekonomik yapıları iyileştirmeyi hedef
alan koruma-kullanma-geliştirme-iyileştirme gibi geniş bir yelpazeyi içermektedir.
Bu anlamda olumlu ve geniş kapsamlı bir içeriğe sahip olmakla birlikte,
TMMOB Şehri Plancıları Odası olarak, “amaçlı
plan” kavramının esasen reddedilmesi ve imar
planlarının, koruma amaçlı imar planı tanımı kapsamında sıralanan
tüm eylem türlerini
zaten nüvesinde barındıran bir içeriğe sahip olması ilkesinin
benimsenmesi gerektiği görüşündeyiz. Ayrıca, hem Büyükşehir ve
Belediye Kanunlarında tanımlanan Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projeleri
çerçevesinden bakıldığında, hem de bugün için Şehircilik ve İmar
Kanunu Taslağı içinde yer alan, bununla birlikte münferit bir kanuna dönüşmesi
planlanan Kentsel Dönüşüm Yasa Taslağının yasalaşması durumunda,
farklı plan türlerinin ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu ortadadır.
İşte tam da bu nedenle, birbirinden içerik açısından ayrılmaları son
derece güç olan “koruma amaçlı” ya da “yenileme amaçlı” gibi
amaçlı plan türleri yerine, kent imar planlarının tüm bunları bünyesinde
toplayacak bir yapıya kavuşturulması, tüm “amaçların” bu planın
alt başlıkları olarak detay projelerle çözümlenmesi ve böylelikle ölçek,
içerik, yetki çatışmalarının da ortadan kaldırılması sağlanmalıdır.
-
9.
bendin de aynı gerekçeyle doğru bir mantığa sahip olmadığını, bu
projelerin de ana imar planının yönergesi doğrultusunda kentsel tasarım
projeleri olması gerektiği söylenebilir.
-
11.
bend de sözü edilen yönetim planı da aslında tüm kent ölçeğinde yapılması
ve proje alanlarında alana yönelik detayları kapsaması gerekli olan bir
içeriğe kavuşturulmalıdır.
-
4.
madde ile belediyelerin bünyesinde, korumaya ilişkin işlemleri ve
denetimi yürütmekle yükümlü, uzmanlardan oluşan koruma, uygulama
ve denetim büroları kurulması olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Bu sayede bugüne dek koruma uygulamalarına neredeyse uzaktan seyirci
kalmakla yetinen belediyeler daha etkin, aktif yeni bir role bürüneceklerdir.
-
Belediyelerin
görev alanlarında kalan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi
amacıyla kullanılmak üzere emlak vergisinin %10'u nispetinde "Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı" tahakkuk
ettirilmesi ve ilgili belediyesince emlak vergisi ile birlikte tahsil
edilmesine yönelik 6. bend, her ne kadar üzerinde tartışılması gerekli
bir içeriğe sahip ise de, eski kanundaki “ilgili idareler ödenek
ayırır” şeklindeki belirsiz finansal modeli ortadan kaldırıp somutlaştırması
bakımından olumlu kabul edilebilir. Tahsil edilen miktar, il özel idaresi
tarafından açılacak özel hesapta toplanır. Kanuna göre bu miktar;
belediyelerce kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi
amacıyla hazırlanan projeler kapsamında kamulaştırma, projelendirme, plânlama
ve uygulama konularında kullanılmak üzere il sınırları içindeki
belediyelere vali tarafından aktarılacak ve bu pay valinin denetiminde
kullanılacaktır. Aynı maddede “2985 sayılı Toplu Konut Kanunu uyarınca
verilecek kredilerin en az %10'unun tescilli taşınmaz kültür varlıklarının
bakımı, onarımı ve restorasyonu işlemlerine ilişkin başvurularda
kullandırılacağı” belirtilmektedir. Bu da, koruma uygulamalarının
finansal sorunlarını aşmada önemli bir basamak olarak algılanabilir.
-
7.
bend, kent idarelerinin kamulaştırmaya ilişkin yetkilerini yeniden düzenlemektedir.
Bu bende göre, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri
ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını,
koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla
kamulaştırabileceklerdir.
-
Madde
17’de, sit alanının etkileşim çevresine ilişkin varsa 1/25.000 ölçekli
plân kararları ve notlarının, alanın sit statüsü dikkate alınarak
yeniden gözden geçirilerek onaylanması konusunda ilgili idarelere yetki
verilmektedir. Ancak, İl Özel İdareleri, Büyükşehir ve Belediye
Kanunları ile yasalaşması giderek yakınlaşan Şehircilik ve İmar
Kanunu Taslağı’nda birbirinden farklı 1/25.000 ölçekli planlar tanımlanması
ve bunların yapım yetkisinin de farklı kurumlarda bulunması, 17. maddede
belirtilen 1/25.000 ölçekli plan konusunda da soru işaretleri doğmasına
neden olmaktadır.
-
Yine
17. maddeye göre, iki yıl içinde koruma amaçlı imar plânı yapılmadığı
takdirde, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının
uygulanması, koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar durdurulacaktır.
Bu madde, kanunun en önemli ve reform niteliği taşıyan maddelerinden
biridir. Böylelikle, geçiş dönemi yapılanma koşulları ile süregelen
plansızlık dönemi sona erecek, plansızca inşaat ruhsatı vererek, kamu
yararına kullanılabilecek her bir parselin bir bir yok edilmesinin önüne
geçilecektir. Uygulamanın durdurulması, ilgili otoriteleri de planlarını
bir an önce yapmaları konusunda harekete geçmeye zorlayacaktır. Koruma
amaçlı imar planlarının müellifini şehri plancısı olması da aynı
madde ile getirilmiş önemli bir yeniliktir.
-
11.
maddeye göre, koruma amaçlı imar plânı onaylanmış sit alanlarında,
taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parseller dışındaki inşaî
ve fizikî müdahalelerin, koruma amaçlı imar plânı hükümleri doğrultusunda,
bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmuş idarelerin izin
ve denetimi ile yapılacağı belirtilmektedir. Ancak, bünyesinde bu
büroları kuramamış belediyeler için uygulamanın nasıl olacağı açıklanmamaktadır.
-
14.
maddede, cezaların yeniden düzenlenmesi söz konusudur. Bununla birlikte,
5-10 milyar TL arasındaki ağır para cezalarının caydırıcı olduğunu
söylemek olanaksızdır. Bu bedeller, geri dönüşü neredeyse imkansız
bir şekilde kaybedilen kültür mirasının yanında son derece cüzi
kalmaktadır.
Sonuç
olarak, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un genel anlamda olumlu
bir çerçevesi bulunduğu, koruma, kullanma, yenileme gibi dinamikleri dikkate
alan düzenlemeler içerdiği, bununla birlikte, uygulamada bazı aksamalar doğabileceği,
özellikle de diğer kanunlarla eşgüdümlü çalışılmamış olmasından
kaynaklanan yetki ve uygulama çatışmalarıyla karşı karşıya kalınabileceğini
söylemek mümkündür.
|