1.6.Gündemdeki Yasa Tasarıları Hakkında Karşılaştırmalı Bir Çalışma:

 

Şehircilik Ve İmar Kanunu Tasarısı, Belediyeler Kanunu Tasarısı, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı Ve İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı Hakkında TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Görüşü

 

Ülkemizde yıllardan beri, gerek 3194 sayılı İmar Kanunu, gerekse 1530 ve 3030 sayılı Belediye ve Büyükşehir Belediye Kanunları’nın günümüzdeki gereksinmeleri tam anlamıyla karşılamamasından kaynaklanan sorunlar süregelmektedir. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren, Habitat, Yerel Gündem 21, küreselleşmenin kentler üzerindeki baskılarının giderek artması, Avrupa Birliği’ne girişi çabalarının hızlanması ve afet kavramının ülkenin bir gerçeği olarak henüz fark edilmiş olması ile birlikte, planlama gündemindeki söylemlerin farklılaşması, konuların çeşitlenmesi ve planlamanın içeriğinin yeni kavramlarla dolmaya başlaması karşısında, sözkonusu yasalarda revizyon gereksinmesi giderek daha güçlü bir şekilde hissedilmeye başlamıştır.

 

Bu gereksinmeden yola çıkılarak, son yıllarda ardı ardına Yerel Yönetim Yasa Tasarıları, İmar ve Şehircilik Yasa Tasarıları ve benzeri çalışmalar üretilmiştir. Ancak, bu çalışmaların üretiminde gözardı edilen bir nokta bulunmaktadır: Planlama ve kent yönetimi mevzuatı, birbiriyle son derece bağlantılı ve birbirlerini tamamlaması gereken sistemlerdir. Ait oldukları üst sistemlerle (kamu yönetimi) de aynı koordinasyonu sağlaması gereken bu yapılanma, ancak böylesi bir koordinasyon içinde etkin ve hedefine ulaşabilen bir uygulamayı olanaklı kılacaktır.

 

Son olarak gündeme gelen Belediyeler Kanunu Tasarısı, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı, İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı ile Şehircilik ve İmar Kanunu Tasarısı birlikte incelendiğinde de aynı sorunu gözlemlemek mümkündür. Bu tasarılar,

 

  • Plan Kademeleri ve İçerikleri

  • Yetki

  • Yeni Örgütsel Modeller

açısından birbirleriyle örtüşmemekte ve belli noktalarda çelişmektedirler.

 

Bu başlıklar ayrı ayrı incelendiğinde, aşağıda belirtilen çelişkilerin varlığı dikkat çekmektedir:

 

Plan Kademeleri ve İçerikleri Açısından:

 

Yasa tasarıları plan kademeleri ve içerikleri açısından incelendiğinde, Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı üç temel kademeli bir planlama sistemi öngörmektedir:

  • Mekansal Strateji Planları

  • İmar Planları

  • Kırsal Yerleşim Planları

 

  • Mekansal Strateji Planları,

- Ülke Mekansal Strateji Planları

- Bölge Strateji Planları

- Alt Bölge Strateji Planları (Geçici 3. madde ile eski Çevre Düzeni Planlarının kanun yürürlüğe girdikten sonra Alt Bölge Strateji Planları  olarak anılmaları öngörülmektedir.

 

  • İmar Planları

- Nazım İmar Planları

- Uygulama İmar Planları

olarak kendi içinde ayrılmaktadır.

 

Belediyeler Kanunu Tasarısı’nda doğrudan tanımlanmış bir plan kademelenmesi bulunmamaktadır. Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı, 1/25 000 ölçekli Nazım İmar Planları’nın yapılmasını öngörmektedir. İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısında ise, İl özel idaresinin görevleri arasında, “İl Çevre Düzeni Planı ve belediye sınırları dışındaki alanların imar planlarını görüşmek” bulunmaktadır. Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı’nda ise Alt Bölge Strateji Planları tanımlanmaktadır.  Her üç tasarıda “Çevre Düzeni Planları”nın  farklı isimlerle yeniden tanımlanması birbiriyle çelişmektedir.

 

Tüm yasa tasarılarında Strateji Planları’nın yapılması zorunlu görülmekle birlikte, Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısında sözü edilen  Strateji Planları ile diğerlerinde sözü edilen Strateji Planları’nın içerik olarak birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı’nda “Ülke Mekansal, Bölge ve Alt Bölge Strateji Planları “ olarak tanımlanan Strateji Planları, Belediyeler Kanunu Tasarısı’nda, Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı’nda ve İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı’nda “mahalli idareler genel seçimlerinden itibaren 6 ay içinde kalkınma ve çevre düzeni planlarına uygun olarak, alt yapı, ulaşım, çevre, imar, katı atık, doğal afetler, kültürel mirasın korunması ve diğer hizmetlere ilişkin orta veya uzun vadeli plan” olarak belirtilmektedir. Her ölçekte “strateji planı” olması, yerleşmelerin gelecekteki kimliğini tanımlamada sorun yaratabilen bir yaklaşımdır. Strateji planlarının altında yer alacak eylem planları, özellikle belediyeler için alt ölçekteki hedefleri ortaya koyma açısından daha elverişli kabul edilebilir.

 

Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı’nda tanımlanan Kırsal Yerleşme Planları’nın ise, diğer yasa tasarılarında adı geçmemektedir. Özellikle valilikçe onaylanacağı belirtildiğinden, İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı’nda da bu konuda bir düzenleme bulunmak durumundadır. Kırsal Yerleşme Planları’nın ölçeği ve imar planlarından farkı belli değildir. Bunun da ötesinde, “özel amaçlı plan” olarak kabul edilebileceğinden, böyle bir plan kademesini olmaması daha doğru olacaktır.

 

Yetki  Açısından:

 

Belediyeler Kanunu Tasarısı’nda doğrudan tanımlanmış bir plan kademelenmesi olmamakla birlikte, “belediyenin imar planlarını görüşmek ve onaylamak” belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında bulunmaktadır. Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı, 1/2000 ve 1/50 000 arası her ölçekte planı yapma, yaptırma ve onaylayarak uygulama yetkisini Büyükşehir belediyelerine vermektedir. Büyükşehir belediyelerinin yetkiler arasında “imar ıslah planlarını” onaylamak da bulunmaktadır. Bütüncül bir planlama anlayışı yerleştirmesi beklenen bir yasa tasarısında halen ıslah planı onama düşüncesinin yer alışı kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

 

Stratejik planların onanmasında, belediyelerde belediye başkanı, Büyükşehir belediyelerinde Büyükşehir belediye başkanı ve il özel idarelerinde valinin yetkili olduğu görülmektedir. Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı’nda tanımlanan ülke mekansal strateji planlarını ve bölge strateji planlarını yapma, yaptırma ve onama yetkisi Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’ndadır. Alt Bölge Strateji Planlarını yapma yetkisi valiliklerin koordinasyonunda oluşturulacak “Alt Bölge Planlama Komisyonu’nda”, onama yetkisi ise, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’ndedir. Bununla birlikte, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı’na göre, 1/25 000 ölçekli Nazım İmar Planları’nı yapma yetkisi Büyükşehir Belediyesi’ndendir. Buna karşılık, İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı’nda, ilin Çevre Düzeni planını yapmak, il özel idaresinin görevleri arasında sayılmaktadır.  Dolayısıyla bugünkü adıyla “Çevre Düzeni Planları”nın yapımı ve onanmasında, yasalar arasında  çelişki bulunmaktadır.

 

Belediyeler Kanunu Tasarısı Geçici Madde 1- “…..1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde kalan hazine arazi ve arsaları; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye, Büyükşehir belediye teşkilâtı kurulan yerlerde 10.000 metrekarenin üzerinde olan yerler büyükşehir belediyesine bedelsiz devredilir. Bu arazi ve arsalar öncelikle toplu konut ve şehircilik hizmetlerinde kullanılır. Bunların satılması durumunda elde edilecek gelirin üçte biri hazineye aktarılır ” demektedir. Buna karşılık, Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı “Kamuya Ait Taşınmazlar” başlıklı Md. 14- “…..Bu yerlerin kullanılış şekli; plan bütününde ilave kamu tesis alanı veya umumi hizmet alanı ayrılmaksızın plan değişikliği veya revizyonu yapılarak, sadece özel mülkiyete konu olacak hale getirildiği takdirde oluşan parseller devir alınan idareye aynı usullerle iade olunur. Buna aykırı davranışı sabit olan ilgililer şahsen sorumludur….” şeklindedir. Bu ifadeler, iki tasarı arasındaki bir başka çelişkiyi ortaya koymaktadır.

 

Yeni Örgütsel Modeller Açısından:

 

Her kanun tasarısının farklı ve birbirinden kopuk yeni örgütsel modeller tanımladıkları görülmektedir. Örneğin Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı’nda “Bakanlıklar arası Plan Denetim Komisyonu” kurarak, bu komisyonu  her türlü planın ulusal plan, politika ve stratejilerin ilgili mevzuata uygunluğunu incelemekle yükümlü kılmaktadır. Bunun yanında, “Bölge Kalkınma Ajansları”,” Bölge Planlama Komisyonu”, “Ulusal Plan Komisyonu” ve “Ülke Mekansal Strateji Plan Şurası” gibi yeni birimler önerilmektedir. Tasarılarda yer alan bu birimlerin birbiriyle eşgüdüm sağlayan sistematik bir dizge içinde yer aldıklarını söylemek mümkün değildir. Mevcut planlama süreci  içindeki çok başlılık yeterince soruna yol açarken, yeni birimlerin bu yapılanmaya eklenmesinin işleri daha da çıkmaza sokabileceği riskini dikkate almakta fayda görülmektedir.

 

Şehircilik ve İmar Yasa Tasarısı’nda belediyeler 5 gruba ayrılmaktadır. Bununla birlikte, Belediyeler Kanunu Tasarısında bu konuda hiçbir düzenleme yer almamaktadır. Bu durum, iki yasa arasında boşluk ortaya çıkarmaktadır.

 

Sonuç Olarak…

 

Planlama sisteminin ve kent yönetiminin bir bütün oluşundan yola çıkarak, ülkemiz için gerekliliği ve önemi tartışılmaz yasa revizyonlarının ve tasarılarının bir bütün halinde, eşgüdümlü olarak ele alınması, olabildiğince ilgili kurumların temsilcilerinden oluşan tek bir ekipçe, tek elden hazırlanmasında yarar görülmektedir. Aksi takdirde bu çabalar,  mevcutta ciddi sıkıntılar yaşanan planlama sürecini daha da fazla çıkmaza sokmaktan öteye gidemeyecektir.